MavipotHakkında

Hakkında

Sen bir tık kayboldun sanki? Yoksa kim “hakkında” sayfasını okumaya gelir ki? Ben okurum, o ayrı. Madem geldin, biz de boş durmayalım kendimizi tanıtalım.

Ben, Mavipot. Evet, bildiğin mavi bir potum. Bu metinleri de Knight Online’daki bir potcu dükkanından yazıyorum. Şaka bir yana, mavipot; oyun, anime ve teknoloji odaklı bir blog. Bu yolculuğun ilk serüveni İstanbul’un bunaltıcı sıcak ve nemli bir yaz akşamında FPS Türk adıyla başladı.

Şimdi buraya kadar okuyanların kafasında iki tane soru işareti vardır. Bir: FPS Türk nedir? İki: Mavipot ile alakası ne? Bu sorulara sıradan bir cevap vereyim ki beklenti arşa çıkmasın, boşa düşmesin. FPS Türk benim bu blogu kurma yolumdaki ilk durağım. O dönem çok fazla CS2 (eski adıyla CSGO) oynadığımdan ve FPS türü oyunları çok sevdiğimden ötürü bir hışımla böyle bir site açmış bulundum.

Zamanla bu ismi beğenmemeye başladım. Çünkü insanların “FPS Türk” adını aklında tutması ve telaffuz etmesi zordu. Ayrıca yakışmıyordu ve hiç estetik değildi! Sadece içindeki “Türk” kelimesi bir karakter katıyordu. İnsanların “ef piyes türk” derken ağzı gözü yamuluyormuş gibi hissettiğim anlarda iyice soğudum. Bu rahatsızlık tam 4 yıl sürdü. Komedi. 

2025 yılına girerken yapmam gereken ilk şeyin yeni bir domain almak ve mevcut içerikleri oraya taşımak olduğuna karar verdim. Bunu da yılbaşı gecesi düşündüm bu arada. İnsanlar yılbaşında eğlencenin dibini vururken benim vaziyet içler acısı gerçekten. Neandertal seviyesindeki IQ’um ile hızlıca bir beyin fırtınası gerçekleştirdim ve isim düşünmeye başladım. Umudu kesmiş, kalan son beyin hücrelerimi kanserojen maddeli LoL’e feda ederken, oyunda mana potu dikkatimi çekti. Mana potu ⇒ manapotu ⇒ rengi mavi ⇒ “o zaman mavipot olsun ya” dedim. Böylece mavipot.com doğmuş oldu, büyük bir strateji yok yani.

Ben kimim?

Anonimliği seven, dijital ayak izini mümkün olduğunca azaltmaya çalışan, yazmayı seven ama çoğu zaman yazamayan biriyim. Kısacası sıradan bir çinko karbon pil vatandaşıyım. Biraz daha açmak gerekirse; video oyunları oynayan, anime ve manga tüketen, çizgi animasyon seven ve teknoloji gündemini yakından takip etmeye çalışan biriyim.

İlk teknoloji oyuncağım 2004 yılının kışında Atari oldu. Bu sayede oyunlarla tanışmış oldum. Aynı yılın yazında da eve bilgisayarın girmesiyle benim için başka dünyaların kapısı açıldı. İlk başlarda bilgisayarı sadece oyun oynama aracı olarak görüyordum. Sonra bir akşam Kanal D’de Matrix filmine denk gelip izlememle bilgisayar ve sanal dünyaya olan bakış açım tamamen değişti.

Böyle bir paragraftan sonra insanlar “şöyle programlama öğrendim, şöyle yazılım yaptım şöyle mühendis oldum” gibi bir hikaye bekliyor ama bunlar olmadı (başaramadık abi). Yine de kendi çapımda bir şeyler keşfetmeye, kurcalamaya ve öğrenmeye çalıştım.

İlk önce, ücretsiz subdomain ve forum hizmeti veren siteler sayesinde phpBB ile tanıştım. Sonra vBulletin ve myBB geldi. Forum sistemlerinin alt kategori, alt forum, içerik için üyelik şartı gibi uğraştırıcı tarafları vardı ve insanlar da zamanla bunlardan sıkılmaya başladı. “Linki görebilmek için Giriş Yapın veya Üye Olun” zamanlarını hatırlayanlarınız vardır. Hatta bazı yerlerde üye olmak da yetmiyordu, linki görmek için bir de yorum atıyordun. Sitene bir kere gelip bir daha asla dönmeyecek insanı neden bu kadar uğraştırırsın? O yüzden forum işi bana pek mantıklı gelmedi.

Başka alternatlifler ararken baba ile tanıştım: WordPress. Dünyada yapılmış en harika şeylerden biri olabilir. Ücretsiz, hızlı, devasa topluluğa sahip ve istediğin şekle sokabildiğin bir içerik yönetim sistemi. Ücretsiz subdomain hizmeti veren siteler üzerinden bir blog açtım. O dönem bu tarz servisler bayağı yaygındı. Türk bir servise denk gelmiştim, “bir.tc” domaini veriyordu. Ücretsizdi, domain kısaydı, WordPress kuruluydu, hosting özellikleri de fena değildi. Tabii yıllar içinde bu siteler kapandı. Zaten büyük kısmı birkaç ay sonra internet çöplüğüne karışıyordu. Pek uzun ömürlü değildi ve emekler boşa giderdi

Oyun, anime, teknoloji diyordun?

Bir şey olmadı. Sadece sırası gelmedi. İnsan oyunsuz yapabilir mi yahu? GTA serisi, Counter-Strike 1.5, 1.6, Source, Global Offensive, Call of Duty serisi, Battlefield serisi ve PES benim olmazsa olmazlarımdı. Gerçi artık PES yok FIFA var, diğerleri hâlâ öyle sayılır. Anime tarafını hiç karıştırmayalım. Çünkü Hellsing’den başlayıp buraya kadar gelen hikâyeyi anlatmaya kalksam bu sayfa şu ankinin iki katına çıkar.

Bitir artık hoca…

Ne uzattın birader, bitir artık diyenleri duyar gibiyim. Burada olabildiğince sade şekilde Mavipot’un ne olduğunu ve benim nasıl biri olduğumu anlatmaya çalıştım. Üslup olarak dobra konuşmayı ve yazmayı severim. Bazen alaycı, bazen fazla direkt olabilirim ama burada her şeyin temelinde samimiyet var.

Mavipot’ta oyun, anime ve teknoloji üzerine içerikler paylaşıyorum. Bazen rehber, bazen yorum, bazen haber, bazen de tamamen kişisel bakış açısı içeren yazılar görebilirsin. Bu sitenin olayı da biraz bu zaten diyerek burada noktalıyorum.

Son olarak iletişime geçmek istersen iletişim sayfasına uğrayabilirsin. İletişim formu ya da sosyal medya hesapları üzerinden bana ulaşman mümkün.

Yeni Eklenenler

PS5 mi Xbox mu? PS5, PS5 Pro ve Xbox Series X|S Rehberi

PS5 mi Xbox mu karar veremiyor musun? Performans, oyunlar, abonelik, kullanım deneyimi ve Türkiye fiyatlarıyla iki konsolu karşılaştırdık.

RAM fiyatları düşüyor mu? ABD, Avrupa ve Çin’de DDR5 kitlerde gerileme

RAM fiyatları DDR5 kitlerde düşüş sinyali veriyor. Buna rağmen AI ve sunucu talebi, bellek fiyatlarında genel gerilemeyi sınırlıyor.

Türkiye’ye özel McDonald’s Archie Aparatı dünya gündemine oturdu

McDonald's Türkiye, oyun dünyasını ve fast food sektörünü aynı anda sarsan bir hamle yaptı. Sadece Türkiye'de sunulan McDonald's Archie aparatı, oyuncuların yemek molası verirken...

Steam, oyun satın almadan önce tahmini FPS değerlerini gösterebilir

Steam’de satın alma öncesi tahmini FPS dönemi başlayabilir. Valve cephesinde resmi doğrulama yok, ancak iddialar dikkat çekiyor.